Mâzin’, Bişr b. Hâris'e tevekkülü sordu. O da dedi ki:
Tevekkül eden kişi, Allah Teâlâ’nın kendisine yeterli olması için tevekkül etmez. Eğer bu durum tevekkül eden kişinin kalbine yerleşmiş olursa, o zaman pişmanlık ve tövbe ile Allah'a karşı sızlanır. Fakat tevekkül eden kişinin kalbine Allah Sübhânehû ve Teâlâ’nın kâfi olduğu anlayışı yerleşmeli ve kişi kalbiyle Allah’ın kefil olduğu şeyi tasdik etmelidir.
Bu sözün anlamı şudur Allah Teâlâ’ya hakiki biçimde tevekkül eden kişi, tevekkülü Cenâb-ı Hakk’ın kullar için rızık ve diğer konularda kâfi gelmesi konumunu elde etmeye bir sebep kabul ettiği için tevekkül etmez. Eğer böyle yapacak olursa, o da rızkı ve diğer hususları temin için sebeplere sarılan kişiler gibi yapmış olur. Bu ise gerçek tevekkülü elde etme konusunda bir eksikliktir.
(İbn Receb el-Hanbelî, Hadislerle İlim ve Hikmet)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder