Ey hakikat yolcusu kardeşim! — Allah sana ve herbirimize muvaffakıyet versin — Altı tehlikeli mıntıkayı atlattın. Zafere eriştin. Kötü huyları kendinden uzaklaştırdın. İbâdetler ettin, muazzam bir sermaye sâhibi oldun. Aynı zamanda bu sermayeni geçitlerdeki tehlikelerden korudun, kurtardın. Şimdi bu muazzam ni'mete karşılık Allah'a şükretmeli, ona olan minnet borcunu ödemelisin. Allah'ın ni'metlerine şükretmek iki büyük fayda sağlar:
Şükür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şükür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Şubat 2021 Cumartesi
20 Mayıs 2020 Çarşamba
Yüce Allah c.c. şöyle buyurmaktadır:
Ben, benden başka ilah olmadığına, hiçbir ortağımın bulunmadığına ve Muhammedin benim kulum ve elçim olduğuna kendi nefsimi şahit tutarım.
Her kim benim kaderime razı olmaz, verdiğim belaya sabretmez, nimetlerime şükretmez, verdiğim rızka kanaat etmez ise benden başka bir rabbe kulluk etsin.
Her kim dünya için hüzünlenir ve kederlenirse bana kızmış gibidir. Kim bir musibetten şikayette bulunursa benden şikayette bulunmuş olur.
22 Haziran 2017 Perşembe
Vehb b. Münebbih'in (rh.a) şöyle dediği rivayet edilir:
"Âbidlerden biri elli sene hep ibadet etti. Allah Teâlâ ona,
'Seni mağfiret ettim' diye vahyetti. Âbid dedi ki:
'Yâ Rabbi, benim neyimi bağışlıyorsun, hiç günah işlemedim ki!'
Allah Teâlâ, onun boynundaki bir damara izin verdi. Damar ona öylesine rahatsızlık verdi ki, adam ne uyuyabildi ne de namaz kılabildi. Sonra rahatladı ve ayağa kalktı. Kendisine bir melek geldi. Ona, boynundaki damarın verdiği rahatsızlıktan dolayı şikâyette bulundu. Melek de ona şöyle dedi: Rabb'in (c.c),
'Senin elli senelik ibadetin, ancak o bir damarın sakin olarak durmasına denk gelir.’ buyuruyor."
(Hâkim, el-Müstedrek, 4/278, (nr. 7637); Beyhakî, Şuabü'l-lmân, nr. 4620.)
"Âbidlerden biri elli sene hep ibadet etti. Allah Teâlâ ona,
'Seni mağfiret ettim' diye vahyetti. Âbid dedi ki:
'Yâ Rabbi, benim neyimi bağışlıyorsun, hiç günah işlemedim ki!'
Allah Teâlâ, onun boynundaki bir damara izin verdi. Damar ona öylesine rahatsızlık verdi ki, adam ne uyuyabildi ne de namaz kılabildi. Sonra rahatladı ve ayağa kalktı. Kendisine bir melek geldi. Ona, boynundaki damarın verdiği rahatsızlıktan dolayı şikâyette bulundu. Melek de ona şöyle dedi: Rabb'in (c.c),
'Senin elli senelik ibadetin, ancak o bir damarın sakin olarak durmasına denk gelir.’ buyuruyor."
(Hâkim, el-Müstedrek, 4/278, (nr. 7637); Beyhakî, Şuabü'l-lmân, nr. 4620.)
26 Mayıs 2013 Pazar
Farz Olan Şükür
Şükür iki derecedir: Birincisi: Farz olan şükür. Bu ise farzları yerine getirmek ve haramlardan kaçınmak demektir. Şükrün bu kısmını herkes yerine getirmek zorundadır. Nimetlere karşılık olan şükür için bu kadarı yeterlidir.
25 Mayıs 2013 Cumartesi
Şükrü Yerine Getirmenin Yolu
Ebû Davud ve Nesâî, Abdullah b. Gannâm'dan Resûlullah'ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
“Her kim sabah kalktığında, 'Allahım! Sabahleyin erdiğim şu nimet -yahut kulların arasında erdiğim şu nimet- tek başına sendendir, senin ortağın yoktur! Hamd sana şükür de sanadır dese, o günün şükrünü yerine getirmiş olur. Bu sözü akşamleyin de söylerse, gecenin şükrünü de yerine getirmiş olur.”1
“Her kim sabah kalktığında, 'Allahım! Sabahleyin erdiğim şu nimet -yahut kulların arasında erdiğim şu nimet- tek başına sendendir, senin ortağın yoktur! Hamd sana şükür de sanadır dese, o günün şükrünü yerine getirmiş olur. Bu sözü akşamleyin de söylerse, gecenin şükrünü de yerine getirmiş olur.”1
Nimetler İbadetlerle Karşılanabilir mi?
Vehb b. Münebbih'in (rh.a) şöyle dediği rivayet edilir:
"Âbidlerden biri elli sene hep ibadet etti. Allah Teâlâ ona,
'Seni mağfiret ettim' diye vahyetti. Âbid dedi ki:
"Âbidlerden biri elli sene hep ibadet etti. Allah Teâlâ ona,
'Seni mağfiret ettim' diye vahyetti. Âbid dedi ki:
Farkında Olmadığımız Nimet ve Zenginlikler
Yunus b. Ubeyd'den nakledilir: Adamın biri kendisine
içinde bulunduğu darlık ve sıkıntıdan şikâyet eder. Yunus da ona şöyle der:
En Büyük Zenginlik: Sağlık
İbn Ebü'd-Dünyâ, Selmân-ı Fârisî'den (r.a) isnadıyla şöyle dediğini rivayet eder: "Adamın birine bolca dünyalık verilmişti. Sonra elindeki bolluk kayboldu. Adam Allah Teâlâ'ya hamd ve senâ etmeye başladı.
Allah'ın Verdiği Nimetlere Şükür
Cenâb-ı Hak (c.c) şöyle buyurur:
"Ey insan! İhsanı bol Rabb'ine karşı seni aldatan nedir? O Allah ki seni yarattı, seni düzgün ve dengeli kılıp ölçülü bir biçim verdi. Seni istediği herhangi bir şekilde parçalardan oluşturdu.”1
"Ey insan! İhsanı bol Rabb'ine karşı seni aldatan nedir? O Allah ki seni yarattı, seni düzgün ve dengeli kılıp ölçülü bir biçim verdi. Seni istediği herhangi bir şekilde parçalardan oluşturdu.”1
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)