25 Mayıs 2013 Cumartesi

Şükrü Yerine Getirmenin Yolu

Ebû Davud ve Nesâî, Abdullah b. Gannâm'dan Resûlullah'ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivayet eder:

“Her kim sabah kalktığında, 'Allahım! Sabahleyin erdiğim şu nimet -yahut kulların arasında erdiğim şu nimet- tek başına sendendir, senin ortağın yoktur! Hamd sana şükür de sanadır dese, o günün şükrünü yerine getirmiş olur. Bu sözü akşamleyin de söylerse, gecenin şükrünü de yerine getirmiş olur.”1

Ayrıca Nesâî bunu ibn Abbas'tan (r.anhümâ) rivayet etmiştir.2

Hâkim, Hz. Âişe (r.anhâ) validemizden Resûlullah'ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivayet eder:

“Allah Teâlâ kuluna bir nimet verdiğinde, kul bunun Allah katından geldiğini bilirse, daha bundan dolayı şükretmeden, Allah (c.c) bunun şükrünü yerine getirmiş gibi yazar. Bir günah işler de bundan dolayı pişmanlık duyarsa, kul daha istiğfar etmeden Allah (c.c) ona mağfiretini yazar.”3

Ebû Imrân eş-Şeybânî der ki: "Musa (a.s) Tûr dağına çıktığı gün şöyle dedi:

'Yâ Rabbi! Eğer namaz kıldıysam senin yardımınla kıldım, sadaka verdiysem senin yardımınla yaptım, peygamberlik görevimi yerine getirdiysem senin yardımınla yaptım; peki sana nasıl şükredebilirim?' Cenâb-ı Hak da,

"İşte şu anda şükrettin!" buyurdu."4

Hasan-ı Basrî'den nakledilir: "Musa (a.s) şöyle dedi:

'Yâ Rabbi! Âdem'i (a.s) kudretinle yarattın, ruhundan ona üfledin, onu cennetine yerleştirdin ve meleklerin ona secde etmesini emir buyurdun. Âdem (a.s), kendisine vermiş olduğun nimetlere şükür vazifesini nasıl yerine getirebildi?' Cenâb-ı Hak buyurdu ki:

Ey Musa! Bütün bu nimetlerin benden olduğunu bildi ve bunlardan dolayı bana hamdetti. Onun bu yaptığı, benim ona verdiklerime karşılık şükür yerine geçti."5

Ebü'l-Celd'den rivayet edilir: "Davud (a.s) ile ilgili olarak şunu okudum: Davud (a.s) dedi ki:

'Ey Rabbim! Sana karşı şükür vazifemi nasıl yerine getirebilirim ki? Sana şükredebilmem de ancak senin verdiğin nimet ile mümkün oluyor.' Bunun üzerine ona şöyle vahiy geldi:

'Ey Davud! Sana gelen nimetlerin benden olduğunu bilmiyor musun?' Davud (a.s),

'Evet, biliyorum yâ Rabbi!" deyince buyurdu ki:

Senin bunu bilip itiraf etmeni ben şükür olarak kabul ediyorum."6
 Yine Ebü'l-Celd der ki: "Musa (a.s) hakkında şunu okudum: Musa (a.s),

'Yâ Rabbi! Bütün amellerim, bana verdiğin en küçük nimetini bile karşılayamazken, sana karşı şükür vazifemi nasıl yerine getirebilirim?' diye niyazda bulununca kendisine şöyle vahiy geldi:

Ey Musa, işte bana şu anda (bu ikrarınla) şükür vazifeni yerine getirmiş oldun!"7

1 Ebû Davud, Edeb, 110 (nr. 5073); Nesâî, Amelü'l-Yevm ve'l-Leyle, nr. 7; Taberânî, ed-Dua, nr. 307.
2 Nesâî, Amelü'l-Yevm ve'l-Leyle, nr. 41; Taberânî, ed-Dua, nr. 306; İbn Hibbân, es-Sahîh, nr. 861.
3 Hâkim, el-Mûstedrek, 1/514, 4/253; İbn Ebü'd-Dünyâ, eş-Şükr, nr. 47; Heysemî, ez-Zevâid, nr. 8494.
4 Harâitî, Fazîlatü'ş-Şükr, nr. 39.
5 İbn Ebü'd-Dünyâ, eş-Şükr, nr. 12.
6 İbn Ebü'd-Dünyâ, eş-Şükr, nr. 5; Ahmed b. Hanbel, ez-Zühd, s. 69; Ebû Nuaym, Hilye, 6/56.
7 İbn Ebû'd-Dûnyâ, eş'Şükr, nr. 6; Ahmed b. Hanbel, ez-Zühd, s. 67; Ebû Nuaym, Hilye, 6/56, m İbn Ebü'd-DünyA, eş-Şükr, nr. 7.

(İbn Receb el-Hanbelî, Hadislerle İlim ve Hikmet)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder