Allah katında dua çok önemli bir yere sahiptir, zira Allah [celle celâluhû) yüce beyanında şöyle buyurmaktadır:
’(Resulüm!) De ki: (Kulluk ve) Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin ki.’ (Furkan 25/77).
Verilen zekât ve sadakalar da Kur'an'da bildirildiği gibi başta Allah Resûlü'nün duasına, verilen kimselerin ve yakınlarının hayır duasına sebeptir. Ayrıca Allah Teâlâ, âyet-i kerimede Resûl-i Ekrem’den zengin müslümanlardan zekât almasını, onun kabul edilmesi ve mallarının bereketlenmesi için de dua etmesini emir buyurmuştur:
“Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (büyük bir huzur ve tatmin kaynağıdır)’ (Tevbe 9/103).
Bununla birlikte Resûlullah Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] zekât vermek isteyen topluluğa, "Allahım! Bunlara salât et, rahmet ve mağfiret ihsan eyle, dualarını kabul buyur!” diyerek bizzat kendisi dua etmiştir.[53] Bu ne yüce bir şereftir!
İşte bu sebeple zekât ve sadaka veren kimse, Allah ve Resûlü'nün hoşnutluğunu ve rızasını kazanmış, ayrıca alan kimsenin ve yakınlarının, ‘Allah razı olsun, Allah Teâlâ da sana yardım etsin" vb. dualarını almış olur.
[53] Buhârî, Zekât, 64; Müslim, Zekât, 176.
EVLİYANIN DİLİNDEN Zekatın Hikmetleri, A.Suat DEMİRTAŞ, Semerkand Yayınları.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder