Gavs-ı Sânî [kuddise sımıha] bir sohbetlerinde şöyle buyurdular: Bu sâdâtlar çok büyüktür. Kendisine bağlılık gösterenleri asla bırakmazlar. Mümkün değildir; bırakmazlar. Çünkü onlar çok gayretlidirler. Şeyda Abdurrahman-ı Tahinin [kuddise sırrıhu] bir müridi vardı. Bir gün bu mürid Abdurrahman-ı Tahî’nin [kuddise sımıha] huzuruna gelerek elindeki tesbihi ve sarığı önüne koydu ve şöyle dedi:
- Bıktım artık; bırakıyorum bu vird-i evradı. Bunları geri veriyorum, dedi ve çekip gitti. Seyda-i Tahî [kuddise sırrıhu] sarığı ve tesbihi aldı ancak hiçbir şey demedi.
Aradan epey bir zaman geçtikten sonra, bir gün Seyda-i Tahî [kuddise sırrıhu] cemaate namaz kıldırırken, namaz esnasında bir yumruk salladı. Hikmeti anlaşılmayan bu hadisenin sebebini hocalardan biri sordu:
- Bu hareketiniz namazınızın bozulmasına sebep olmadı mı, dedi. Hazret,
- Hayır, çünkü bu irademin dışında gerçekleşmişti, kasti değildi, dedi. Bunun üzerine,
- Peki, bunun sebebi neydi, diye soruldu. Hazret şöyle cevap verdi:
- Falanca kişi sekerat-ı mevtte idi. Mel'un şeytan gelerek imanını çaldı. Ama gayretimiz bunu kabul etmedi, şeytandan onun imanını geri aldık. Bunun üzerine,
- O sizi ve bu tarikat-ı aliyeyi terkedip gitmiş değil miydi, diye soruldu. Abdurrahman-ı Tâhî [kuddîse suruhu],- Evet öyle, o bizi bıraktı ama biz onu bırakmadık, buyurdu.
Son Nefeste İman, Hüseyin Okur, Hacegan Yayınları.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder