Havvât b. Cübeyr [radıyallâhu anh], Mekke yolu üzerinde, Kâ'boğulları kabilesinden olan kadınların arasında oturuyordu. O sırada Allah Resûlü [sallallâhu aleyhi ve sellem] onu gördü ve,
"Ey Ebû Abdullah! Kadınların içinde ne işin var?" diye sordu; Havvât,
"Kaçan devemi tutmak için bana yular örüyorlar" dedi. Bundan sonrasını Havvât şöyle anlatıyor:
"Allah Resûlü [sallallâhu aleyhi ve sellem] bir işi için gitti ve dönüşte tekrar beni kadınlann arasında görünce,
"Ey Ebû Abdullah! O senin deve inadı bırakmadı mı?" buyurdu. Ben sustum ve utandım. Bundan sonra her ne zaman Allah Resûlü'nü [sallallâhu aleyhi ve sellem] görsem utancımdan saklanıyordum. Bir zaman sonra Medine'ye geldim. Bir gün mescidde namaz kılıyordum. Resûlullah Efendimiz [sallallâhu aleyhi ve sellem] beni gördü ve yanıma oturdu. Bende namazı uzattım. Bunun üzerine bana,
"Uzatma! Ben seni bekliyorum" buyurdu. Selâm verince de,
"Ey Ebû Abdullah! Senin deve daha serkeşlik edip kaçmayı bırakmadı mı?" buyurdu. Sustum ve utandım. Ben bundan sonra da ondan saklanmaya devam ediyordum. Ta ki yine bir gün Allah Resulü [sallallâhu aleyhi ve sellem], bir merkebe binmiş ve iki ayağını yan taraftan uzatmış olduğu halde karşılaştım. Bana,
"Ey Ebû Abdullah! Senin deve hâlâ serkeşlik edip kaçmayı bırakmadı mı?" buyurdu. Ben de,
"Seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, müslüman olduğumdan bu yana deve serkeşlik etmedi" dedim. Bunun üzerine Allah Resulü [sallallâhu aleyhi ve sellem],
"Allahüekber! Allahüekber! Allahım Ebû Abdullah'ı hidayet et" diye dua etti.
Bu olaydan sonra Havvât, güzel bir müslüman oldu ve Allah onu hidayet üzere tuttu.*
* Zebidî, Ithâfü's-Sâde, 9/230.
Kalbin Hastalıkları, Siraceddin Önlüer, Semerkand Yayınları
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder