Gül şurubuna gelince, bu da safra bulantılarını önler. Ayva'da da çeşitli faideler mevcuttur. Daha doğrusu her vücuda, neye alışmış ise onu vermelidir. Mide alıştığı şeylere mahal olmalıdır. Şayet saydığımız meyve suları bazı midelere zarar veriyorsa o zaman içeceklere tahammülü olmıyan midelerin sahipleri perhiz yoluna gitmelidir.
Hadis-i şerifte varit olmuştur:
«— Mide, hastalıklar yurdu, perhiz ise ilâçların başıdır. Öyle ise, her bedene alıştığı şeyi veriniz!»
Şerbet içmeğe alışmış vücutlara ihtiyaç anında şerbet verilmelidir.
Ebu Talib El-Mekkî der ki:
«Sağlam iken ilâç içmeye yanaşmayın. Çünkü o, sağlığınıza zarar verir. İlâçları son baharda kullanmak, ilk baharındakinden daha iyidir. Çünkü o mevsimde meyve bol olur, ilâçların tevlid zararları o, bertaraf eder..»
Baklalara gelince, en yararlısı Helyun ile İstinaçür. İbni Kuteybe Peygamber’ (s.a.v) in şöyle buyurduğunu rivayet eder:
«Dört haşişe vardır ki cennettendir. Üzerlerine her gece cennet suyundan bir damla damlar. (Onlar şunlardır) : İsfinaç, Hindibâ, Helyun, El-His..»
Helyun, vücudu yaş tutar, El-His kan yapar. Yumurtanın en yararlısı, rafadan olandır. Hıyarın en iyisi, içidir..
Allah'ın Resûlü (s.a.v) buyurmuşlardır:
«Yaş olsun, kuru olsun incir yeyin! Çünkü o, cüzzam, frengi ve nukres hastalığına iyi gelir..»
Doktorların iddiasına göre, incir hayz kanına da iyi gelmektedir.
İlk çıkan karpuzlar sona kalan karpuzlardan daha iyidir. Son baharın hıyarı hummadır.
Sonbahar rüzgârları nezle yapar. Herkesin içtiği kaptan su içmek birçok hastalıkları tevlit eder. İdrar iğnesi mesanede taş vücuda getirir.
Karpuz çekirdeği yemek, idrarı zorlaştırır. Hamam ve pis yerlerde mercimek suyu ile yıkanmak mekruhtur.
Mercimek suyu ile kapları yıkamakta beis yoktur. Çöven, bedende hasıl olan rutubetleri kurutur. Kişiyi şişmanlatır ve aynı zamanda esmerletir.
Susam macunu, saçı diri tutar, teni yumuşatır. Ayaklardaki çatlamaları önler, Cüzzam hastalığını da önler.
Kabak, kara bulantıyı önler, kabak tatlısı ise ağızdaki kurumaya çaredir.
En yararlı tatlı, hamuru şekerinden fazla olandır. Tatlıların en güzeli yumurta tatlısıdır. Kadayıf tatlısı, tatlıların kıralıdır.
En yumuşak tatlı, sabuniye ve kâfuriye tatlılarıdır. Badem ezmesi ağırdır. En iyisi iyice olanıdır.
Et yahnisine gelince: En iyi pişenidir. Bunun en lezzetIisi, keçi ve koyun etinin tazesinden yapılanıdır. Risalet-penâh efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:
«— Kardeşim Cebrail'e cinsî gücümün azaldığını şikâyet ettim; bana et yahnisini yememi tavsiye etti. Onu yeyince eski cinsî kudretime kavuştum..»
Tavuk etinden fazla yemek, vücudun hemen her yerinde hararete sebep olur.
Kızarmış kuzu eti biraz ağır olmasına rağmen yemeklerin en güzelidir.
Buraya kadar bazı ilâç ve yiyecek, içecekler hakkında bilgi verdik. Şimdi biraz da zenginlerin yemeklerinden bahsedelim :
Bir defasında Osman bin Affan (r.a) Resûlü Ekrem'e (s.a.v) fındık ve fıstık'tan yapılmış kadayıf takdim ve ikram etti. Efendimizin mübarek yüzü buruştu ve «bu zengin yemeğidir!» diye söylendi..
Sonra kendilerine süt ve hurmadan yapılmış bir yemek takdim edilince Aişe’ (r.a) ya dönerek şöyle buyurdular :
«— Ondan ye ey Aişe! Bu, insanı semizletir...»
Peygamber (s.a.v) umumiyetle bal yerlerdi.
Dünya zevk ve lezzetlerini elde etmeye gücü yettiği halde bunları terk eden kimse sayısız ecir ve mükâfata mazhar olur. Çünkü o, nefisle çekişmiş, nefsin güzel ve, cazip gösterdiği şeylerden uzak durmuştur..
Bu çelimsiz dünya ve karanlık hapishaneyi terk ettiğin zaman neye üzülyorsan, sen aslında zelil olan şeyleri terk etmiş oluyorsun.. Sen bunu yapmakla yüceliklere yükselmiş oluyorsun. İlmi, tevhid gibi yüce bir ilim elde etmiş oluyorsun ki o, Allah’ı bilme ve tanıma ilmidir..
Alemlerin Sırrı, İmam-ı Gazali
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder