Ahlâk, "huy, seciye, mizaç" anlamında kullanılan bir kavramdır.
Ahlâk, insanın kendi arzusu ile iyi davranışlarda bulunup kötülüklerden uzak kalmasıdır.
Güzel ahlâk, Allah'ın hakkını ve kulların haklarını yerine getirmenin adıdır.
Güzel ahlâk iman ile birlikte, Allah'ın hakkına ve kulların hakkına sadık kalmanın temelidir.
Güzel ahlâk, insanlara hürmet, hizmet ve merhamet etmektir.
Güzel ahlâk, insanlara karşı edep, hayâ ve tevazu ile davranmaktır.
Güzel ahlâk, nefse hâkim olup küfür, yalan, lânet okuma, alay etme, kibirlenme, koğuculuk yapma, gıybet etme, riya, cimrilik, kıskançlık suizan gibi kötü duygu ve davranışlardan sakınmaktır.
Büyük ârif imam Gazâlî (k.s), güzel ve kötü ahlâkın kalbe yaptığı etkiyi şöyle dile getirir:
"Kalp, parlak bir ayna gibidir. Fena ahlâk ise aynanın parlaklığını gideren leke ve is gibidir. Kötü ahlâk kalbi karartır. Kalp bu zulmet sebebiyle Allah Teâlâ'nın gösterdiği yolu göremez. Önüne perdeler, engeller çıkar. Güzel ahlâk ise kalbe ulaşan nur (ışık) gibidir; bu nur kalbi masıyet (günah) lekelerinden ve karartılarından temizler."
Ebû Hafs Haddâd en-Nîşâbûri'ye (k.s),
"Güzel ahlâk sahibi olmak nasıl olur?" diye sorulduğunda şöyle demiştir:
"Evliyanın haklarına riayet etmek, dostlar ile iyi geçinmek, küçüklere nasihat etmek, dünya için kimseye düşmanlık etmemek, başkalarını kendi nefsine tercih etmek, dünya malı yığmaktan kaçınmak, kendi yolunda olmayanla sohbeti (beraberliği) terketmek, din ve dünya işinde yardımlaşmaktır."
Ebû Osman Mağribî'ye (k.s) göre güzel ahlâk, Allah Teâlâ'nın takdirine razı olmaktır.2
Velîlerden Hallâc-ı Mansûr da (k.s), yüksek ve güzel ahlâk hakkında şöyle demiştir:
"Yüksek ahlâk, bir kere Cenâb-ı Hakk'ı müşahede ettikten sonra, artık halkın eza ve cefasının sana tesir etmemesidir." 3
Ebû Muhammed Râzî de (k.s) güzel ahlakı şöyle tanımlar:
"Güzel ahlâk, Allah Teâlâ'nın sana ihsan ettiklerini
Ebû Saîd el-Harrâz'a göre yüksek ahlâk, Cenâb-ı Hak'tan başka bir şeyin dert ve düşüncesine sahip olmamaktır.5
Hasan-ı Basri (k.s) müminin ahlâkından bahsederken şöyle demiştir:
"Müminin ahlâkı, zenginlikte iktisat, genişlikte şükür, belâ ve musibet zamanında sabırdır."
Ahnef b. Kays (r.a.) güzel ahlakı şöyle tanıtır:
"Güzel ahlâk çirkin ve beğenilmeyen şeyleri terketmektir."
Hz. Ali (r.a.), güzel ahlâk üçtür, diyor:
1. Mesuliyeti gerektirecek işlerden uzak durmak.
2. Helâlinden kazanıp yemek.
3. Çoluk çocuğunun geçimini temin etmek.
Yusuf b. Esbât (r.a.) ise şöyle demiştir:
Güzel ahlâkın on alâmeti vardır. Bunlar şunlardır:
1. İyi ve sâlih insanlara muhalefet etmemek ve itirazda bulunmamak.
2. Adalet sahibi olmak.
3. Nefsini daima aşağı görüp, kendini beğenmemek.
4. İnsanlarda gördüğü ayıpları örtmek.
5. Bir kimsede uygun olmayan bir hali gördüğü zaman ona, bir özür bulup iyiye yormak, hemen kötü zanda bulunmamak.
6. İnsanlardan gelen eziyet ve sıkıntılara sabır ve tahammül etmek.
7. Nefsine zulmetmemek.
8. Kendi ayıplarını görmek, kendi ayıplarını araştırıp onları düzeltmekle meşgul olmak, başkalarının ayıplarıyla uğraşmamak.
9. Herkese karşı güler yüzlü olmak.
10. Herkese karşı yumuşak ve tatlı sözlü olmak.6
Velîler taifesinin efendisi Cüneyd-i Bağdâdî (k.s) şöyle demiştir:
"Kimde şu dört haslet bulunursa bu hasletler o kimseyi yüksek derecelere kavuşturur, onun hem Allah katında hem de insanlar yanında kıymeti çok olur.
1. Hilim sahibi olmak.
2. İlim sahibi olmak.
3. Cömert olmak.
4. Güzel ahlâk sahibi olmak.
Yine dört haslet vardır ki bu hasletler de sahibini en aşağı derecelere düşürür. O kimse, bunlar sebebiyle Allah katında ve insanların yanında sevilmeyen biri olur. Bunlar şunlardır:
1. Kibirlenmek.
2. Ucub (kendini ve ibadetini beğenmek).
3. Cimrilik.
4. Kötü ahlâk.
Reslân ed-Dimaşki (k.s) şöyle demiştir: "Güzel ahlâk şunlardır:
1. Gücü yettiği halde affetmek.
2. Her hâlükârda tevazu üzere olmak.
3. Karşılık beklemeden ve başa kakmadan vermek, ihsanda bulunmak." 7
Ebü'l-Hüseyin el-Fârisî de (k.s) güzel ahlâkı şöyle tarif ediyor: "Güzel ahlâk üç kısımdır:
1. Allah Teâlâ'ya şikâyeti terketmek.
2. Gönül hoşluğu ve tam bir teslimiyetle O'nun emirlerini yerine getirmek.
3. Mahlûklara karşı iyilik ve yumuşaklıkla muamele etmek." 8
1 Müslim, Müsâfirîn, 18 (nr. 139); Beyhaki, Delâilü'n-Nübüvve, 1/308; ibn Kesîr, Şemâifü'r-Resûl, s. 57.,
2 Gazâlî,.ihyâ, 2/1440.
3 Gazâlî, İhyâ, 2/1440.
4 Kuşeyri, Risâle, s. 242.
5 Gazâlî, İhyâ, 2/1440. Il Gazâlî, İhyâ, 2/1440.
6 Gazâlî, ihyâ, 2/1472.
7 Şa'rânî, Tabakatü7-Kübrâ, 1/154.
8 Sülemî, Tabakatüs-Sûfiyye, s. 401; Abdurrahman-ı Câmî, Nefehât, s. 280.
Edep Ya Hu, Siracettin Önlüer
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder