3 Şubat 2021 Çarşamba

Uzun Emel

Âlimlerimize göre uzun emel (uzun müddet yaşama isteği) dir. Uzun emel eden kimse ecelinin çok geç geleceğini hayâl eder, kalbini bu hayâle göre ayarlar. Uzun emelin zıddı (kısa emel) dir ki, uzun müddet yaşama isteğini hayâlinden atmak demektir. Kısa emel sâhibi, uzun ömrü Allah'ın takdirine veya yaşamanın, hakkında hayırlı olmasına bırakır. (Eğer) der, (uzun ömür hakkımda hayırlı ise, Allah yaşatsın.)

Bir kimse, ikinci bir nefes, ikinci bir saat, ikinci bir gün sonra yaşayacağını katiyetle söylerse uzun emel etmiş olur. Çünkü onun bu hareketi gaypten haber vermek demektir.

Eğer, (inşâallah yaşarım), yâhut (Allah'ın takdirinde varsa yaşarım) derse uzun emel etmiş olmaz.

İkinci nefeste, ikinci saatte, ikinci günde yaşarım derse gene uzun emel etmiş olur.

Eğer, ikinci nefeste yaşamak hakkımda (hayırlı ise yaşayayım) derse uzun emel etmiş olmaz.

Bütün bunlarda esas olan kalben istemek ve kalben karar vermektir. İçine yâni kalbine uymadıkça dili ile söylemenin bir kıymeti yoktur.

Uzun emel iki kısımdır.

1 — Umûmî uzun emel,

2 — Hususî uzun emel.

Birinci çeşit uzun emel (Mal - mülk toplayıp zengin olmak gâyesiyle uzun zaman yaşama) isteğidir. Bu tip emellere sahip olan kimselerin hatırına hiç ölüm gelmez 

Ebediyyen yaşayacakmış gibi hareket ederler. Fakat bu emel sırf günahtır. Bunun zıddı kısa emeldir. Allah buyurur:

— Bırak onla kendi hallerine. Yesinler, eğlensinler. Onları emel oyalayadursun. Sonra bilecek onlar. (1)

İkinci çeşit uzun emel: (Hayırlı fakat tehlike ihtimali bulunan bir işi bitirmek gâyesiyle yaşamayı arzulamak) tır. Bu işin kendisi için gerçekten hayırlı olup olmadığında kesinlik yoktur. Meselâ ilk bakışta hayırlı görünen bir işe riyâ ve ucüb girerse elde edilen sevap günakarşılamaz. O halde bir kimse namaz, oruç v.s. gibi ibâdetlere başladığı zaman bunu bitirinceye kadar yaşıyacağına hükmetmemelidir. Çünkü bu, gaybe hüküm etmek demektir. Bu ibâdeti bitirmeyi dilemek te doğru olmaz. Çünkü onun bitirilmesinde kendisi için hayır olmayabilir. Yalnız, (Allah dilerse) veya (bunun bitirilmesinde benim için hayır varsa) kayıtlarıyle yaşamayı isterse o zaman uzun emel etmemiş olur. Nitekim Allah, Resüne hitâben buyurur:

— Hiç bir şey hakkında (ben bunu yarın yaparım) deme. (2)

Alimlerimize göre bu ikinci çeşit uzun emelin zıddı ( iyi niyet) tir. Yâni hayırlı bir işte iyi niyetle uzun ömür dileyen kimse uzun emel yapmış olmaz. İyi niyetli olabilmek için, diğer işleri bir tarafa itip o hayırlı işe başlamak ve sonunu Allah'ın dileğine havâle etmek şarttır.

SORU: Hayırlı işin sonunu niçin Allah'a havale ediyoruz ?

CEVAP: Hayırlı bir teşebbüsün başında henüz tehlike yoktur. Çünkü başlangıç, gelecek uzak bir zaman degildir. Sonuna yâni bitirilişine doğru ise tehlike vardır.

Çünkü gelecek uzak bir zamandır. İşin sonunu Allah'a havale etmeden emel etmekte iki tehlike vardır:

Birinci tehlike: İşin sonuna ulaşılıp ulaşılmıyacağı bilinmez.

İkinci tehlike: İşin sonunun hayırlı olup olmayacağı bilinmez.

O halde hayırlı bir işe girişirken, sonunun gelip gelmeyeceği bilinmediğinden, (Allah dilerse) kaydını ve sonunun hayırlı mı, şer mi olduğu beIIi olmadığından da,

hayır ise Allah sonunu getirsin, kaydı söylemek vâcibdir.

İşte insan bu şartlar altında bir işi yapmayı dilerse iyi niyet sahibi olur. Uzun emelden sıyrılır.

Uzun emelden kurtulmanın çaresi ölümü hatırlamaktır. Daha hızlı ve kesin netice almak için, gurur ve gaflet içinde iken ölümün âniden gelivermesini düşünmelidir.

Saadet yolcusu, bu gerçekleri kafana iyice yerleştir. Onlara gerçekten ihtiyaç çoktur. Kıymetli vakitlerini boş kuruntularla yitirmekten vazgeç.

 

(1) Hicr Süresi, âyet: 3

(2) Kehf Sûresi, âyet: 23


Abidler Yolu, İmam-ı Gazali 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder