İlâhî dinlerin tek amacı, insanlar için dünya ve âhiret mutluluğunu sağlamaktır. Bu da Allah Teâlâ'ya kulluk ve O'nun yarattıklarına iyi davranmakla mümkün olur.
Hz. Peygamber'in (s.a.v) bütün hadisleri de insanların birbirlerine karşı iyi davranmaları konusunda birer emir mahiyetinde olup, müslümanlara görev yüklemektedir. Dolayısıyla İslâm'ın getirdiği ahlâk anlayışı her şeyden önce bir görev ahlâkıdır.
Hasan-ı Basrî'ye güzel ahlâkın ne olduğu sorulduğunda şöyle demiştir:
"Güzel ahlâk, güler yüz, tatlı söz, herkese iyilik yapmak ve kimseye kötülük etmemektir."(1)
İbnü'l-Mübârek'e, "İyi ahlâk nedir?" diye sorulunca, "Güler yüzlü olmak ve herkese iyilik yapmaktır"cevabını vermiştir.(2)
Yine İbnü'l-Mübârek'e, "Güzel ahlâkı, bir cümlede özetler misiniz?" diye sorduklarında,
"Güzel ahlâk, kızmamaktır" cevabını vermiştir.(3)
Hz. Ali'ye (r.a.) güzel ahlâkın ne olduğu sorulduğunda o da şu cevabı vermiştir:
"Günahlar dışında her şeyde insanlarla uyumlu olmaktır." (4)
Hâris el-Muhâsibî (k.s), "Eziyetlere katlanmak, kızmamak, güler yüzlü ve tatlı sözlü olmak, güzel ahlâktandır" demiştir.(5)
Serî es-Sakatî (k.s) şöyle diyor:
"İyi huy, başkalarını incitmemek ve onlardan gelen sıkıntılara katlanmaktır." (6)
Şah b. Şücâ el-Kirmânî de (k.s), güzel ahlâkı şöyle tanıtır:
"Güzel ahlâk, başkalarına eziyet etmemek ve güçlüklere katlanmaktır." (7)
Büyük ârif Ebû Bekir el-Kettânî (k.s),
"Tasavvuf, güzel ahlâktan ibarettir" diyor ve ekliyor:
"Kimin ahlâkı senden güzelse o, tasavvuf yolunda senden ileridedir." (8)
Ebû Bekir el-Vâsitî ise (k.s) şöyle demiştir:
"İyi ahlâk, mârifetin kuvveti sebebiyle, kimseye düşman olmaman ve hiçbir kimsenin de sana düşman olmamasıdır." (9)
Vâsitî başka bir sözünde de şöyle demiştir:
"Güzel ahlâk, darlıkta ve genişlikte halkı memnun etmektir." (10)
Büyük âriflerden Mevlânâ Halid el-Bağdâdî ise (k.s) şöyle demiştir:
"İnsanlardan gelen sıkıntılara katlanmak, Allah Teâlâ'nın beğendiği, Resûlullah'ın sevdiği ve büyük evliyanın özendiği bir ahlâktır."
Büyüklerden Reslân ed-Dimaşkîî (k.s) şöyle demiştir:
"Ahlâkın en güzeli, gücü yettiği halde affetmek ve kendi ihtiyacı olan şeyi cömertçe vermektir." (11)
Adî b. Müsâfir de (k.s) iyi ahlâkı anlatırken diyor ki:
"İyi ahlâk, (günah olmadığı müddetçe) herkese sevdiği şeye göre muamele etmektir. Konuşurken, otururken hiç kimseye yabancılık çektirmemektir. Mârifet ehli ile otururken, huzur içinde bulunmaktır. Gaye bu zatlardan istifade ise bundan başka yolu yoktur." (12)
Sâlih b. Beşir el-Mürri (k.s) der ki:
"Allah Teâlâ'nın sana istediğin şekilde lutuf ve ihsanda bulunmasını istıyorsan, O'nun kullarına O'nun istediği gibi davranman lâzımdır."
Sehl b. Abdullah et-Tüsteri (k.s), güzel ahlâkı anlatırken şöyle demiştir:
"Güzel ahlâkın en aşağı derecesi, insanların yükünü çekmek, sıkıntılarına katlanmak, bundan dolayı bir karşılık beklememek, bir de günahkârlara acıyıp affedilmelerini dilemektir." (13)
Fudayl b. İyâz'ın tanımı ise şöyledir:
"Güzel ahlâk, rızkı Allah Teâlâ'nın vereceğinden endişe etmemek, Allah Teâlâ'ya itaat etmek, O'na isyan etmemek ve insanlarla muamelede günah olan işlerden sakınmaktır."
Abdurrahman et-Tâhî'nin halifelerinden Muhammed Sami Erzincanî (k.s) şöyle derdi:
"Kimsenin kalbini kırmayınız. Herkese hürmetle muamele ediniz; zira karşınızdaki bir velî olabilir. Böylece onların nazarına, himmetine kavuşursunuz. 'Evliyanın nazarı ve bakışı kimyadır.'(14) denilmiştir. Şayet insanları incitmeyi huy ve tabiat edinirseniz bir gün bilmeden Allah Teâlâ'nın sevdiklerinden birinin kalbini kırar, üzersiniz de sonra pişman olursunuz. Nitekim hadis-i kudsîde, 'Ben kalpleri kırık olanların yanındayım'(15) buyruldu. Bunun için, 'Her gördüğünü Hızır bil!'demişlerdir."
Ebû Medyen Mağribî (k.s) şöyle diyor:
"İnsanlara karşı güzel ahlâk, onlarla iyi geçinmektir. Âlimlere karşı güzel ahlâk, onlara ihtiyacı olduğunu bilmek ve kendilerini edebe uygun olarak dinlemekle olur. Mârifet ehline karşı güzel ahlâk, huzurlarında sükûnet üzere bulunmak, onlardan gelecek feyzi ümitli ve sabırlı olarak beklemekle olur. Yüksek evliyaya karşı güzel ahlâk ise, kalp kırıklığı ve tevazu halinde bulunmakla olur."
(1) Gazâlî, İhyâ, 2/1440.
(2) Tirmizî, Birr, 62 (nr. 2005).
(3) Gazâlî, İhyâ, 3/1646.
(4) Şa'rânî, Tenbîhül-Muoterrîn, s. 337.
(5) Sülemî, Tabakatüs-Sûfiyye, s. 59.
(6) Sülemî, Tabakatüs-Sûfiyye, s. 53.
(7) Kuşeyrî, Risâle, s. 243; Gazâlî, İhyâ, 2/1440.
(8) KuşeyCi, Risâle, s. 242; ibnü'I-Mülakkin, Tabakatül-Evliyâ, s.145; Sühreverdî, Avârifü'I-Maârif, s. 235; Gazâlî, İhyâ, 2/1439; Kimyâ-yi Saâdet, s. 385.
(9) Gazâlî, ihyâ, 2/1440.
(10) Gazâlî, İhyâ, 2/1440.
(11) Şa'rânî, Tabakatü'I-Kübrâ, 1/154.
(12) Şa'rânî, Tabakatü'I-Kübrâ, 1/137.
(13) Gazâiî, İhyâ, 2/1440, 1473.
(14) Cisimleri diğer cisimlere dönüşmesini sağlayan ilim. Kötü huylardan uzaklaştırmak ve güzel huylara alıştırmak suretiyle nefsi düzeltmek.
(15) Aclûnî, KeşfüI-Hafâ, nr. 614
Edep Ya Hu, Siracettin Önlüeer
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder